KADERİN PUTİNCESİ

İkinci Dünya Savaşı’nda, cepheden, memleketi olan Leningrad’a (bugünkü adıyla St. Petersburg’a) izne gelen bir Rus askeri, evinin bulunduğu caddeye doğru giderken, Alman bombardımanı sonucu ölenleri taşıyan bir konvoyla karşılaştı.
Ölüler, toplu halde gömülmek üzere mezarlığa götürülüyordu. Birden tüyleri diken diken oldu!
Cesetlerin arasında askerin dikkatini çeken bir şey vardı.
Durdu, dikkatle baktı. Ona tanıdık gelen bir ayakkabıydı bu!
Eşine aldığı ayakkabıya benziyordu.
Asker biraz tereddüt ettikten sonra görevliye, o ayakkabıyı giyen ölüyü görmek istediğini söyledi. Görevli izin verdi. O, kamyona çıktı, cesede baktı. Dehşetle ürpererek:
“Aman Tanrım! Bu benim karım” diye hıçkırdı.

* * *

Asker, kamyonu kullanan görevliye, gördüğü cesedin karısı olduğunu, onu alıp kendisinin gömmek istediğini söyledi.
Görevlinin yardımıyla ceset araçtan indirildi. Tam o sırada asker, karısının zor da olsa nefes aldığını fark etti. Bir umut dalgası sardı içini:
“Allahım! Yaşıyor!”
Onu alıp hemen hastaneye götürdü.
Yapılan tıbbi müdahaleler sonucu kadın kurtarıldı, iyileşti ve normal hayata döndü.
İşte o kadın, altı yıl sonra hamile kaldı ve 7 Ekim 1952’de Vladimir Vladimiroviç PUTİN’i doğurdu.
Tesadüfün böylesine ne demeli?

* * *

Bu yazı, ABD Demokrat Parti Başkan aday adaylarından Hillary Clinton’un “Zor Seçenekler” adlı kitabından nakledilmiştir. Bunu yollayan okurum Tarık Karslı “Öykü gerçekten doğruysa müthiş bir tesadüf.” diyor.
Olayı, ciddi bir siyasetçi olan Hillary Clinton anlattığına göre “Elbette ki doğrudur” diye düşünüyorum.
Hayat, akla gelmeyen tesadüflerle ve müthiş olaylarla dolu!
Eğer izinli olarak evine dönen asker, yolda ceset taşıyan o konvoya rastlamasa, Putin de dünyaya gelmeyecekti.
Şimdi o adam, ülkemizin tehlikeli bir düşmanı, Türkiye’nin belalısı oldu. Kader!
Rahmi Turan