TÜRK ASKERİNİN KAFASINA GEÇİRİLEN ÇUVALIN İNTİKAMINI ALAN KOMUTAN ALBAY AZİZ ERGEN

“VURUN ONLARI”

4 Temmuz!
Amerika’nın bağımsızlık günü!
O yıl Amerikalılar bu özel günlerini kutlamak için kendilerince ilgi çekici bir yöntem bulmuşlar.
4 Temmuz 2003’te Irak’ın Süleymaniye kentinde 150 civarında ABD askeri, Özel Kuvvetler Komutanlığında görevli askerlerimizin bulunduğu karargâhı basmış, 11 Türk askerinin başlarına çuval geçirip Bağdat’a götürmüş, bir hafta esir tutmuş.
Türk hükümeti ve Türk ordusunun üst kademesiyse bu vahim olay karşısında derin bir sessizliğe bürünmüş.
Amerikalıların Türk askerinin başına geçirdiği çuval, Türk milletinin ve Türk ordusunun alnında kara bir leke olarak kalmış.
Bu kara lekeyi hazmedemeyenler arasında biri var!
Bir Türk subayı!  Bir Kurmay Albay!
Kurmay Albay Aziz Ergen, Beyaz Enerji operasyonuyla Türkiye Cumhuriyetinin en büyük yolsuzluğunu ortaya çıkarmış.
Beyaz Enerji Operasyonunda “DÜĞMEYE BASAN”ın Aziz Ergen olduğunu öğrenen pek yetkili (!) makamlar onu mükafatlandırmışlar(!).
Öyle bir mükâfat ki (!) yeni görev yerine şimdiye kadar hiçbir Kurmay Albay tayin edilmemiş.   İlk kendisi gidecek…
Aziz Ergen’in yeni görev yeri; Şırnak-Uludere-Gülyazı Sınır Alay Komutanlığı!
Anlaşılan pek yetkili makamlar onun, ayaklarına dolanmasını istememişler.
Demişler ki bizden ırak olsun, Irak sınırına gitsin!
O da gitmiş.

TARİH!   19 Mayıs 2004!
Albay Aziz Ergen, Kaymakam beyle Şırnak-Uludere’de Atatürk anıtına çelenk koymuş, kutlamalara katılmış ve Gülyazı’ya dönmüş.
19 Mayıs!
Milli Mücadelenin başladığı gün!
Mustafa Kemal Atatürk’ün doğum günü!
Tüm yurtta albayrağımızın şerefle dalgalandığı gurur günümüz.

Öğleden sonra!  Saat 15.30!
Kuzey Irak Kopki Tepe’de bulunan Türk timinden alay merkezine bir haber!
Türk Timi bildiriyor; “Kuzey Irak içlerinden 10-15 kadar askeri araç Kuzey’e doğru” yani “kendilerine doğru” geliyormuş.
Haber devam ediyor…
Gelenler Habur çayı Batısı’nda bulunan Nazdür PKK Kampının içinden geçerek PKK terör örgütü elemanlarının da katılımıyla 70-80 civarında bir grup olmuşlar.
Ellerinde uzun namlulu ve destek silahları da varmış.

Bu haberle Aziz Ergen, Kuzey Irak topraklarındaki Timinin tehlikede olduğunu anlıyor ve hemen bölgeye hareket ediyor.
Ancak bölgeye ulaşması için teröristler tarafından mayın ve patlayıcılar döşenmiş araziden geçmesi lazım!
Belli ki gecikecek!
Yolda telsizle üs bölgesine ilk emrini veriyor:
“Eğer ben size yetişmeden önce, üs bölgemize girmeye çalışırlarsa; vurun onları!”
“Vurun!” diyor Aziz Ergen.
Mayınlı arazi, Aziz Ergen’in Kuzey Irak toprağındaki Kopki Tepe’de tehlikede olan timine ulaşmasını zorlaştırıyor.
Karanlık basmak üzere!
Tümen komutanlığından telsizle bir bilgi; “Gelen peşmerge ve PKK’lı ekibin başında ABD’li Albay Martin Rollinson” varmış.
Bir Amerikalı (!). Bu Amerikalı Harp Akademisi kurmaylık tahsilini Türk Harp Akademisi’nde yaptığı için iyi türkçe biliyor.
Aziz Ergen’in aklından Süleymaniye’de olanlar hiç çıkmamış.
O, Amerikalıların 4 Temmuz bağımsızlık günlerini 11 Türk askerinin başına çuval geçirerek kutladıklarını unutmamış.
Albay Martin Rollinson adını duyan Aziz Ergen telsizle timine tekrar emir veriyor:
Arkadaşlar tekrar ediyorum. Kuzey Irak’tan gelen grubun başında Amerikalı bir Albay varmış. Yetişemezsem kesin emirdir. Vurun!
Albay Aziz Ergen yine “Vurun!” diyor.

Bugün 19 Mayıs!
Türk’ün bayramı!
Mustafa Kemal’in doğum günü!
Belli ki Amerikalılar Türk’ün kutlu gününü yasa boğmak niyetinde…
Tarihin ve talihin garip cilvesi…
….
Aziz Ergen Kopki Tepe’ye süratle çıktı.
Kuzey Irak’tan gelen grup yaklaşmakta.
Niyetlerinin bozuk olduğu kesin!
Çatışma kaçınılmaz!
Eller tetikte…
Havanlar ve roketatarlar atışa hazır!
Mevziler ve destek silahlar kontrol ediliyor.
Ardı ardına talimatlar…
Ve bekleyiş…
Termal kamera ve gece görüş dürbünleriyle gelenler izleniyor.
Mesafe 500 metre!
Gelenler kademeli olarak tepeler üzerine yerleşiyorlar.
Niyetlerinin kötü olduğu kesinleşiyor.
Albay Aziz Ergen megafondan İngilizce bağırıyor; “Geri dön! Sakın gelme buraya!”
Cevap yok.
Gerginlik artıyor.
Mesafe 250 metre!
Albay Aziz Ergen’den arka arkaya “Geri dön” ikazları…
İkazlar İngilizce!
Gecenin karanlığını bir ses yırtıyor.
Türkçe bir ses:
Ben, Amerika Birleşik Devletleri’nden Albay Martin. Siz ne hakla ABD’nin işgal ettiği bir toprağa girersiniz?
Türk Timi şaşkın.
Bir Amerikalı’dan oldukça düzgün bir Türkçe.
Amerikalı Martin’e kararlı bir ses cevap veriyor:
Ben de Türk Silahlı Kuvvetleri’nden Kurmay Albay Aziz Ergen. Biz Irak topraklarını işgal etmedik. Sadece sınırlarımızı koruyoruz. Eğer işgal etmiş olsaydık bizi Bağdat’ta bulurdunuz.”
Kısa bir tereddüt geçiren ABD’li Albay tekrar konuşuyor:
– Biz oraya geleceğiz!
Türk Albay’dan da kararlı bir ses:
Gelemezsiniz!
ABD’li Albay Martin tereddüt etmekte haklı.
O saatlerde, o tepede bir alay komutanının, bir kurmay albayın olabileceğine inanmıyor.
İnanamıyor…
Martin, gözüne Türk Timini kestirmiş.
Amerikalı Albay koymuş kafaya, almış peşmergeleri yanına Türk Timine baskın yapacak!
Martin, 4 Temmuz 2003’te Süleymaniye’de yaptıkları gibi Türk askerlerini esir alıp Bağdat’a götürecek.
19 Mayısı Türklere zehir edecek…
Amerikalı ısrarlı.
Şırnak Tümen Komutanı, Alay Komutanı Albay Aziz Ergen’e “Uluslararası bir skandala meydan verme!”diyor.
Tüm sorumluluk Aziz Ergen’de.
Aziz Ergen kafasındaki planı uygulamaya koyuyor.
Plan!
Bir Jandarma Komando unsuruyla bir Geçici Köy Korucusu unsuru, Kopki Tepe Doğusu’na mevzileniyor.
Unsurlar pusuda…
Albay Martin pusu unsurlarının önüne yönlendirilecek.
Albay Aziz Ergen Amerikalıya sesleniyor:
Albay Martin! Senin buraya gelmeni kabul ediyorum, fakat yalnız ve silahsız geleceksin.
Cevap geliyor:
Peki! Yalnız geleceğim.
Aziz Ergen uyarıyor:
Silahsız geleceksin.
Albay Martin’den cevap:
– Tamam!
Aziz Ergen tekrar uyarıyor:
Dikkat! Arada mayınlı saha var! Sizi yönlendireceğim.

Aziz Ergen, Timini ve yanındaki arkadaşlarını ikaz ediyor:
Arkadaşlar! Amerikalı Albay silahsız olduğunu söyledi, ancak biz yine de hazırlıklı olalım.
Albay Martin komut bekliyor.
Aziz Ergen sesleniyor:
100 adım Kuzey’e doğru ilerleyin.
İlerliyor…
Albay Aziz Ergen yine sesleniyor:
Doğu’ya dönün 75 adım devam edin.
Karanlıkta ancak Albay Martin’in adımları fark edilebiliyor.
Albay Martin doğuya doğru dönmeye başladığında açı değişiyor ve termal kamera 5 kişi daha tespit ediyor.
Martin yalan söylemiş yalnız değil.
Zaten bir Amerikalının sözüne kim inanır.
Toplam 6 kişiler!
Albay Aziz Ergen, Martin’in yalnız olmadığını arkasında 5 kişi daha olduğunu ekibine söylüyor ve dikkatli olmaları için onları uyarıyor.
Martin’e tekrar sesleniyor:
– Kuzey’e dönün ilerlemeye devam edin.
Hepsi devam ediyor…
Albay Aziz Ergen’in pusuya gönderdiği Jandarma Komando ve geçici Köy Korucusu unsurları gece görüş cihazıyla gelenleri izliyor.
Mesafe 50 metre.
Plan tıkır tıkır işliyor.
Tekrar Aziz Ergen’in sesi:
– Aynı istikametten devam edin.
Patika yola hakim bir kayanın üzerindeki pusu unsuru, Albay Aziz Ergen’e son durumu bildiriyor:
Hazırız komutanım adamlar hemen önümüzde.
Komutan “Tamam! Gereğini yapın!” diyor.
Ve harekete geçiliyor.
Jandarma Komando pusu unsuru gecenin karanlığında Albay Martin ve yanındakilerin üzerine atılıyor.
Albay Martin pusuya düştüğünü anlıyor.
Pes etmeye niyeti yok.
Boğuşma!
Pusu unsuru, Martin ve yanındakileri yere yıkıyor ve yakın boğuşmayla hepsi esir alınıyor.
Aziz Albay, Amerikalıya güvenmemekte haklı. “Silahsızım ve yalnız geliyorum!” diyen ABD’li albayın üzerinden dolu bir tabanca, bir uydu telefon teçhizat, aydınlatma çubuğu, krokiler, GPS, çelik başlık, çelik yelek ele geçiriliyor.
5 Iraklı sınır muhafızının üzerindense 5 adet Kaleşnikof piyade tüfeği ve 25 adet dolu şarjör ve ilave teçhizat çıkıyor.
Ayrıca el bombaları ve patlayıcılar…
Mesele anlaşıldı Süleymaniye’deki yaptıkları kalleşliğin aynısına niyetlenmişler.
Fakat evdeki hesap tutmamış.
Türk timi haklı bir gurur yaşıyor!
Türk askeri ABD’li albay ve yanındakileri Albay Aziz Ergen’in karşısına dikiyor.
Komutan ve askerlerin kısa ama gurur dolu bakışması.
Komutan Aziz Ergen emrediyor:
Üzerlerini soyun ve ayrıntılı arayın.
Albay Martin’in üzerindeki mont çıkartılıyor.
Askerler atleti kalana kadar onu soyuyor.
Komutan Aziz Ergen bağırıyor:
– Onu da çıkarın!
Atlet de çıkıyor.
Kotpi Tepe 19 Mayıs gecesinde buz kesiyor.
Albay Martin titriyor.
Alay Komutanı Albay Aziz Ergen, Amerikalı Albayı kolundan tuttuğu gibi Kopki Tepenin araziye hakim en yüksek noktasındaki uçurumun ucuna kadar götürüyor.
Amerikalı Albayın beti benzi atıyor.
Bir adım!
Gerisi kara bir boşluk…
Albay Aziz Ergen gecenin karanlığında Amerikalının başını tutuyor ve yönünü Türkiye’ye çeviriyor.
Türk Albay hırsla, hınçla, öfkeyle konuşuyor:
Bak Albay Martin! Şu gördüğün ışıklar benim ülkemin, köylerinin ve karakollarının ışıkları. Sen ne hakla buraya gelmekte ısrar ediyorsun?

Ankara o gece yaşanan bu olayı “Amerikalıların Türk timini esir aldığı” şeklinde duydu. İkinci bir çuval hadisesiyle karşılaştıklarını düşündüler.
Hemen üçlü masa toplandı.
Irak, Amerika ve Türkiye…
Bir süre sonra anlaşıldı ki tam tersi olmuş; Türk timi Amerikalıyı esir almış.
4 Temmuz’daki çuvalın intikamı alınmıştı.
Genelkurmayda sevinçten halay çekilmişti.
Türk askeri başındaki çuvalı çıkarmıştı.
Kopki Tepedeki Aziz Ergen ise çırılçıplak soydurduğu Albay Martin’i, bütün gece yanından ayrılmayan İstihbaratçı Subayı Binbaşı Doğan Bülbül’le birlikte saatlerce sorgulamıştı.
Kafaya koymuştu Aziz Ergen, Amerikalı Martin’in başına çuval geçirip onu bir katıra bindirecek ve Türkiye sınırlarına sokacaktı.
Süleymaniye’deki vahim olayın karşılığını verecekti.
Ama beklenmedik bir şey oldu.
Ankara’dan Aziz Ergen’e telefonlar yağdı.
Telefonlar pek büyük makamlardan.
Her telefonda baskı arttı.
Aziz Ergen direndi.
Ankara kararlı.
Üçlü masa da kararlı!
Baskılar arttı!
Ve Albay Martin 5 saat sonra serbest bıraktırıldı.
Olay örtbas edildi.
Basın tek kelime yazmadı.
Ancak aylar sonra “Çuvalın rövanşı alındı” manşetiyle Referans gazetesi olayı manşetine taşıdı.
Gazeteci Saygı Öztürk o gecenin kahramanı Albay Aziz Ergen’le röportaj yaptı.
Basın art arda yazmaya başladı.
Türk milleti, intikamının alındığını çok geç öğrendi.
Çuvalın intikamı alınmıştı ancak yine bir şeyler ters gitti. Bir yıl sonra Amerikalı Albay Martin’e “Türk-Amerikan ilişkilerine katkılarından dolayı ödül” verildi.
Evet Albay Martin ödüllendirildi.
Aziz Ergen mi?
Şemdinli iddianamesi ve Ergenekon davasından yargılandı.
Türk milleti ise onu Türk askerinin alnındaki kara lekeyi silen Kahraman Kurmay Albay Aziz Ergen olarak bağrına bastı.
Var olasın, sağ olasın sevgili komutanım…

                                                   Nurten Arslan

Fikret Gökçe
Teşekkürler Sayın ALKAN, Değerli Dost, bizlere büyük acı veren ” çuval ” olayının intikamını alan Alb. Aziz ERGEN’i hatırlatarak çok yerinde bir paylaşım yaptınız. Mustafa Kemal’in Askerlerinden biri olan Alb. ERGEN gibi gerçek Türk Subaylarının varlığı, tarihimizin en sıkıntılı dönemini yaşadığımız bu günlerde bizlere umut oluyor, kaygılarımızı azaltıyor. Alb. Aziz ERGEN’i 2008 yılında ziyaret ettiğim, 2015 yılında kaybettiğimiz merhum gazeteci Ünal iNANÇ’ın Batıkent’teki bürosunda tanımıştım. Ünal Ağabey, polis ve adliye muhabirliğinden yetişen, bir çok derneğin ve Gaziler Vakfı’nın da başkanlığını yapan, çok etkili bir gazeteci ve duayen bir yazardı. Ergenekon’dan yargılanmış ve 19 yıl hapis cezası almıştı. O gün ziyaret sırasında ŞEHİT MEKTUPLARI kitabının yazarları, iki gözünü PKK terörüyle kaybeden Hüseyin ÖZLÜK ve Gazi Koray GÜRBÜZ’ ‘de orada bulunuyordu. Biliyorsunuz, “Beyaz Enerji” adıyla bir yolsuzluk skandali patlamış, bu skandalı ortaya çıkaran J. Tümg. Osman ÖZBEK, J. Alb. Aziz ERGEN, Emniyet Müdürü Emin ARSLAN ve Savcı Talat ŞALK haksızlığa uğramış hatta Sadettin TANTAN bakanlığından olmuştu. Bu olay sonrası Şırnak/Üludere/Gülyazı Alay Komutanlığı’na atanan Alb. ERGEN, yukarıda anlatıldığı gibi ; çuval olayından 8 ay sonra Bu ABD’li albayı yanındaki peşmergelerle yakalamış ve beş saatlik bir sorgulamadan sonra serbest bırakmak zorunda kalmıştı. Sayın ALKAN, Değerli Dost, burada izin verirseniz paylaşımınıza bir ek yapmak ve katıkıda bulunmak istiyorum. NEDEN SERBEST BIRAKMAK ZORUNDA KALMIŞTI ? Çünkü; ABD’li Albayın uydu telefonundan arayan Org. Aytaç YALMAN, Alb. ERGEN’e “- Neden bunu yaptın, neden tutukladın vb. ” diye sorduktan sonra ABD’li Albayla “- Martin Yavrum, durumun nasıl, ben ilgileniyorum” diyerek Türkçe konuşmuş ve Kara Harp Akademisi’nde öğrencisi olan Alb. Martin’e sahip çıkmıştı. Aynı tavrı 2. Ordu Komutanı Fevzi TÜRKERİ’de yinelemiş, Ankara’dan gelen talimatla da Alb. Martin serbest bırakılmıştı. Bu Amerikancı tutum sergilenmeseydi, Alb. ERGEN, yanında 50 dolayında peşmerge ve 30 kadar PKK’lı ile Kopki tepesindeki müfrezeyi derdest ederek, başlarına çuval geçirmek niyetiyle bölgeye gelen ABD’li Albayı ve yanındakileri eşeklere bindirip üst makamlara gönderecekti. En derin saygı ve selamlarımla.,

2 comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir